Anayasa Mahkesi Kararıyla Süresiz Yoksulluk Nafakası İptal Edildi, Devam Eden Süreçte Neler Olacak?
Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli ve 2026/14 Esas, 2026/88 Karar sayılı ilamı ile kamuoyunda ve hukuk dünyasında yıllardır en çok tartışılan konulardan biri olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Bu karar, uzak bir hukuk tartışması değil; boşanma aşamasındaki çiftlerden nafaka yükümlülerine, nafaka alacaklılarından ailelerin bütçesine kadar günlük hayata doğrudan dokunan bir dizi hukuki değişiklik getiriyor. Peki sade vatandaş ve uygulayıcılar için ne değişti? Anlatalım.
En çok konuşulacak ve merak edilen hususlardan biri kararın yürürlük tarihi ve mevcut nafaka ödemelerindeki durumu. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 153. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi. İptal kararının yürürlüğü ileri bir tarihe ertelendiği için yasal bir boşluk oluşmamış ve mevcut kanun maddesi geçerliliğini korumuştur. Dolayısıyla, kararın açıklanmasıyla birlikte kendiliğinden kesilen, muacceliyeti ortadan kalkan veya mahkeme kararı olmadan sıfırlanan bir nafaka ödemesi kesinlikle söz konusu değildir. Bu 9 aylık geçiş süresinin temel amacı, TBMM’ye Anayasa’ya uygun yeni bir yasal düzenleme yapabilmesi için zaman tanımaktır.
İkinci büyük başlık, iptal kararının hukuki gerekçesi ve "ölçülülük ile mülkiyet hakkı dengesi". TMK m. 175 uyarınca yoksulluk nafakası; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, diğer tarafça mali gücü oranında ödenen bir irat şeklidir. Yüksek Mahkeme; evlilik akdi fiilen ve hukuken sona ermiş olmasına rağmen, taraflardan biri üzerinde ömür boyu süren, belirsiz ve sınırsız bir mali borç yüklenmesinin Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçülülük ilkesi ile 35. maddesindeki mülkiyet hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Ancak bu karar yoksulluk nafakasının tamamen kaldırıldığı anlamına gelmiyor. Düzenlemenin özü, nafakanın 'ömür boyu' sürmesinin önüne geçmek ve borçlu ile alacaklı arasında adil bir denge kurmaktır.
Hakkın sınırları ve kapsamı açısından iştirak nafakası ayrımı son derece kritik. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı münhasıran eş lehine hükmedilen 'Yoksulluk Nafakası'na ilişkindir. Müşterek çocukların bakım, eğitim, sağlık ve iaşe giderlerine katılım amacıyla velayet hakkı kendisine verilmeyen eş aleyhine hükmedilen 'İştirak Nafakası' bu karardan tamamen bağımsızdır. Müşterek çocuk ergin oluncaya (veya eğitimi devam ettiği sürece yardım nafakasına dönüşünceye) kadar ödenen iştirak nafakası hakları ve borçları eksiksiz şekilde yürürlükte kalmaya devam etmektedir.
Meclis’in önündeki süreçte ve yeni yasada vatandaşları ilgilendiren değişiklik kademeli ve süreli nafaka modelinde. TBMM’ye gelmesi beklenen yeni düzenlemede evlilik süresi temel parametre kabul edilerek; 0-3 yıl arası kısa süreli evliliklerde en fazla 2 ila 5 yıl ile sınırlı nafaka sürelerinin belirlenmesi, uzun süreli evliliklerde ise evlilik süresiyle orantılı üst sınırların getirilmesi hedefleniyor. Çalışamayacak durumda olan, yaşlı, engelli veya bakıma muhtaç eşler için ise hâkime takdir yetkisi tanıyan istisnai koruma kurallarının getirilmesi öngörülmektedir.
Halen nafaka ödeyenler veya davası sürenler için usul cephesinde geçmiş nafaka ilamlarının durumu tartışılıyor. Anayasa’nın 153. maddesinin son fıkrası gereğince 'Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez'. Bu nedenle, geçmişte kesinleşmiş ve süresiz olarak hüküm altına alınmış yoksulluk nafakası kararları iptal kararıyla birlikte kendiliğinden ortadan kalkmaz. Ancak TBMM tarafından çıkarılacak yeni kanun paketine eklenecek geçici maddeler (geçiş hükümleri) ile, halihazırda süresiz nafaka ödeyen borçlulara, yeni süreli kademeler doğrultusunda uyarlama veya nafakanın kaldırılması davası açma hakkının tanınması beklenmektedir.
İptal kararıyla birlikte ortaya çıkan yeni süreçte; aile mahkemelerinde açılmış ve henüz kesinleşmemiş boşanma davalarında hâkimlerin Anayasa Mahkemesi'nin 9 aylık erteleme süresini ve TBMM'nin çıkaracağı yeni yasal çerçeveyi dikkate alarak karar vermeleri gerekecektir. Bu geçiş dönemi, hem nafaka alacaklısı hem de nafaka borçlusu yönünden hukuki stratejilerin yeniden kurgulanmasını zorunlu kılmaktadır.
Son olarak bilinmesi gereken önemli bir gerçek: Bu kararla nafaka yükümlülüğü tamamen ortadan kalkmamıştır. Sosyal medyada dolaşan 'nafaka tamamen kaldırıldı, kimse artık nafaka ödemeyecek' şeklindeki iddiaların resmi ve hukuki hiçbir dayanağı bulunmuyor. Düzenleme, süresizliği kaldırarak süreli ve kriterli bir yapı getirmektedir. AYM kararı Resmî Gazete'de yayımlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girecek olup, bu süre zarfında mevcut yasal hükümler uygulanmaya devam edecektir.
Özetle süresiz yoksulluk nafakası dönemi kapanırken, evlilik süresi ve tarafların durumuna dayalı süreli bir nafaka modeli hayatımıza giriyor. Devam eden bir boşanma davanız, icra dosyanız ya da miras/nafaka uyuşmazlığınız varsa bu değişikliklerin dosyanıza etkisini mutlaka bir hukukçuyla değerlendirmenizi öneririz.