Yapay Zekâ ile Ses Üretimi ve Hukuki Koruma Sorunu: Türk Hukuku Açısından Genel Bir Değerlendirme

Yapay Zekâ ile Ses Üretimi ve Hukuki Koruma Sorunu: Türk Hukuku Açısından Genel Bir Değerlendirme

Yapay zekâ teknolojileri son yıllarda hayatın hemen her alanına girmiş; metin yazabilen, görsel üretebilen ve hatta şarkı söyleyebilen sistemler günlük yaşamın sıradan araçları haline gelmiştir. Bu teknolojik dönüşüm, özellikle müzik alanında insan sesinin yapay zekâ aracılığıyla işlenerek yeni içeriklerin üretilmesiyle birlikte, kamuoyunda dikkat çeken ve aynı ölçüde hukuki tartışmaları da beraberinde getiren bir boyut kazanmıştır..

Günümüzde teknik olarak, bir kişiye ait ses örnekleri esas alınarak, o kişinin bilgisi ve rızası olmaksızın yeni sesli içerikler üretilmesi mümkündür. Ancak bu imkân, beraberinde önemli bir hukuki belirsizlik alanı yaratmaktadır. Zira bu tür kullanımların hukuki niteliği, hangi hakları ihlal edebileceği ve bu ihlaller karşısında hangi hukuki yolların işletilebileceği hususunda Türk hukukunda açık ve özel bir düzenleme bulunmamaktadır.

Yapay Zekâ ile Ses Üretiminin Hukuki Niteliği

Yapay zekâ ile ses üretimi, çoğu durumda bir kişiye ait daha önce kayda alınmış ses örneklerinin analiz edilmesi ve bu analiz doğrultusunda benzer nitelikte seslerin oluşturulması yoluyla gerçekleşmektedir. Ortaya çıkan sesin, ilgili kişi tarafından fiilen söylenmemiş olması, hukuki sorumluluğun ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. 

Türk hukukunda telif hakları sistemi, esas itibarıyla insan zihninin yaratıcı faaliyeti sonucunda ortaya çıkan ürünleri korumayı amaçlamaktadır. Bu nedenle yapay zekâ tarafından tamamen otonom biçimde oluşturulan içeriklerin klasik anlamda telif korumasından yararlanması genel olarak mümkün görülmemektedir. Ancak bu durum, yapay zekâ ile üretilen seslerin hukuken tamamen serbest olduğu anlamına gelmez. Ses, telif hukuku dışında kalan farklı koruma alanlarının da konusu olabilmektedir.

Kişilik Hakları Bağlamında Sesin Korunması

Türk hukukunda kişilik hakları, bireyin maddi ve manevi varlığını kapsayan geniş bir koruma alanına sahiptir. Bir kişinin sesi, adı ve görünümü gibi onu başkalarından ayıran temel unsurlardan biridir ve bu yönüyle kişilik hakkının doğal bir parçası olarak kabul edilir. Sesin, ilgili kişinin rızası olmaksızın kullanılması, bireyin kimliği üzerinde üçüncü kişiler tarafından tasarrufta bulunulması anlamına gelir ve bu durum hukuka aykırı bir müdahale niteliği taşır.

Yapay zekâ ile üretilen seslerin, ilgili kişinin bilgisi ve onayı olmadan kamuya sunulması halinde, bireyin iradesi dışında temsil edilmesi, söylemediği sözlerin ona atfedilmesi veya mesleki ve sosyal itibarının zedelenmesi gibi sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Bu sebeple ses üzerinden gerçekleştirilen bu tür kullanımlar, kişilik haklarına yönelik bir saldırı olarak değerlendirilmektedir.

Ticari Kullanım ve Hukuki Denge

Yapay zekâ ile üretilen seslerin giderek artan biçimde ticari amaçlarla kullanıldığı da görülmektedir. Dijital platformlarda paylaşılan içerikler üzerinden gelir elde edilmesi, reklam ve tanıtım faaliyetlerinde bu seslere yer verilmesi, hukuki değerlendirmeyi daha da ağırlaştıran unsurlar arasında yer almaktadır. Bir başkasının sesini esas alarak ekonomik fayda sağlanması, hukuk düzeninin benimsediği dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan bir avantaj yaratır.

Bu noktada mesele yalnızca bireysel bir hak ihlali olmaktan çıkmakta; aynı zamanda piyasa düzenini ve adil rekabet ilkesini etkileyen bir davranış haline gelmektedir. Bir kişinin ayırt edici ses özelliği veya tanınmışlığı üzerinden menfaat sağlanması, hukuken korunması gereken ekonomik ve mesleki dengeyi zedeleyebilecek niteliktedir.

Kişisel Verilerin Korunması Açısından Değerlendirme

Ses, çoğu durumda kişiyle doğrudan bağ kurulmasını sağlayan bir bilgi niteliği taşır. Bu nedenle ses kayıtlarının toplanması, işlenmesi ve yapay zekâ sistemlerinde kullanılması, kişisel verilerin korunmasına ilişkin ilkeler kapsamında da değerlendirilmelidir. Ses verisinin hangi amaçla kullanıldığı, ne kadar süreyle saklandığı ve kimlerle paylaşıldığı hususları, hukuki sorumluluğun belirlenmesinde önem arz eder.

Rıza olmaksızın ses verilerinin bu şekilde işlenmesi, bireyin özel alanına yönelik bir müdahale niteliği taşır ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel ilkelerle bağdaşmaz. Bu yönüyle yapay zekâ ile ses üretimi, yalnızca ortaya çıkan içerik üzerinden değil; bu içeriğin üretilmesine kadar geçen veri işleme sürecinin tamamı dikkate alınarak değerlendirilmesi gereken bir hukuki sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sonuç ve Değerlendirme

Yapay zekâ ile ses üretimi, mevcut hukuki kavramların sınırlarını zorluyor ise de hukuki korumanın tamamen dışında kaldığı söylenemez. Türk hukukunda bu konuya ilişkin özel bir düzenleme bulunmaması, mevcut genel hükümlerin uygulanmasını engellememekte; aksine kişilik hakları, dürüstlük kuralı ve kişisel verilerin korunması gibi temel ilkeler üzerinden etkili bir hukuki değerlendirme yapılmasına imkân tanımaktadır.

Teknolojik gelişmelerin hızı dikkate alındığında, yapay zekâ kaynaklı bu yeni sorun alanlarının önümüzdeki dönemde hem mevzuat hem de yargı kararlarıyla daha net biçimde şekilleneceği açıktır. Bu süreçte hukukun temel amacının teknolojiyi sınırlamak değil; bireyin onurunu, kimliğini ve iradesini koruyacak dengeli bir çerçeve oluşturmak olduğu unutulmamalıdır.

Benzer Makaleler