SOSYAL MEDYADA “REKLAMDIR” YAZMAK ARTIK YETMİYOR!
Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 1 Temmuz 2026 tarihli, 33297 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 1 Ağustos 2026 itibarıyla yürürlüğe girdi. Değişiklik, sosyal medyada ürün ve hizmet tanıtımı yapan içerik üreticilerini ve onlarla çalışan markaları doğrudan etkiliyor; bunun yanında yapay zeka ile üretilen reklamlara, çocuklara yönelik hedefli reklamcılığa ve indirimli satış duyurularına ilişkin de yeni kurallar getiriyor. Kısacası, telefon ekranında gördüğümüz hemen her reklamın arkasındaki kurallar değişti.
Bu değişiklik, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a dayanılarak hazırlanan ve ticari reklamların temel esaslarını düzenleyen mevcut Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nde yapılan kapsamlı bir revizyon niteliğinde. Sosyal medyanın son yıllarda reklamcılığın ana mecralarından birine dönüşmesi, buna karşılık örtülü reklam uygulamalarının (bir tanıtımın sıradan bir paylaşım gibi sunulması) yaygınlaşması, Bakanlığı mevcut kuralları somutlaştırmaya ve sıkılaştırmaya yöneltti.
Değişiklikten önce de reklam niteliği taşıyan içeriklerde bunun açıkça belirtilmesi bir ilke olarak biliniyordu; ancak uygulamada bu genellikle paylaşımın en altına sıkıştırılmış, gözden kolayca kaçan bir “#reklam” etiketinden ibaret kalıyordu. Yeni düzenleme bu belirsizliği ortadan kaldırıyor: bir içerik üreticisi, bir ürün veya hizmetin tanıtımı karşılığında herhangi bir kazanç, indirimli ürün, ücretsiz hizmet veya etkinliğe katılım gibi bir menfaat elde ediyorsa, bunu paylaşımın görünür ve anlaşılır bir yerinde “reklam” veya “tanıtım” ibaresiyle belirtmek zorunda. Artık bu ibarenin küçük punto ile gizlenmesi, yalnızca hashtag yığınının içine serpiştirilmesi ya da paylaşımın kolayca fark edilmeyen bir bölümüne yerleştirilmesi yeterli kabul edilmiyor; ibarenin ortalama bir tüketicinin ilk bakışta görebileceği şekilde sunulması aranıyor.
Düzenlemenin bir diğer önemli ayağı, çocuklara yönelik hedefli reklamcılık ile ilgili. Yönetmelik, kişisel verilere dayalı profilleme yöntemleriyle çocukların reklam hedef kitlesi olarak belirlenmesini yasaklıyor. Bir markanın veya reklam ağının, yaş, ilgi alanı ya da davranış verilerinden yola çıkarak çocuklara özel olarak reklam göstermesi artık mevzuata aykırı. Bu hüküm, hem reklam verenler hem de reklamların yayınlandığı dijital platformlar açısından ayrı bir uyum yükümlülüğü doğuruyor.
Yapay zeka konusundaki yenilik de dikkat çekici: yapay zeka ile oluşturulmuş dijital karakterlerin kullanıldığı reklamlarda bu durumun açıkça belirtilmesi, ayrıca gerçek bir kişinin yapay zeka ile üretilmiş bir kopyasının kullanılması ve bunun gerçek bir deneyim izlenimi vermesi yasaklanıyor. Bir başka deyişle, “bu ürünü ben de kullanıyorum” diyen bir ünlünün görüntüsü ya da sesi yapay zeka ile üretilmişse, tüketicinin bunu bilme hakkı artık mevzuatla güvence altına alınmış durumda.
Tüketicilerin en sık karşılaştığı indirim duyuruları da düzenlemenin kapsamında. Yeni kurala göre, bir ürün “indirimli” olarak pazarlanıyorsa, indirim oranı hesaplanırken indirim öncesindeki on gün içinde uygulanan en düşük fiyat referans alınmak zorunda; çabuk bozulabilen mallar bu kuralın dışında tutuluyor. Bu düzenleme, bir ürünün fiyatını önce yapay olarak yükseltip ardından “büyük indirim” görüntüsüyle satışa sunma pratiğini engellemeyi amaçlıyor. Ayrıca tüketici yorumlarına ilişkin şikayetlere yanıt verme süresi de 72 saatten 48 saate indirilerek platformlar için daha sıkı bir zaman çizelgesi getirildi.
Bu kurallara uyulmamasının sonuçları da göz ardı edilmemeli. Ticari reklamların denetimi, Ticaret Bakanlığı bünyesindeki Reklam Kurulu tarafından yürütülüyor ve Kurul, mevzuata aykırı bulduğu reklamlar hakkında durdurma kararı verebiliyor, ayrıca Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde idari yaptırım uygulayabiliyor. Yani bu yükümlülükler yalnızca “iyi niyet tavsiyesi” değil, denetime tabi, somut sonuçları olan yasal zorunluluklar.
Peki bu değişiklik günlük hayatta kimi nasıl etkiliyor? İçerik üreticileri için mesaj net: bir ürün veya hizmet için herhangi bir karşılık alınıyorsa, bunun paylaşımda açıkça ve göze çarpacak şekilde belirtilmesi artık seçenek değil, yükümlülük. Markalar ve reklam ajansları için ise işbirliği yaptıkları içerik üreticilerinin bu kurallara uyup uymadığını takip etmek, sözleşmelerine bu yönde hükümler eklemek önem kazanıyor - zira sorumluluk yalnızca içerik üreticisiyle sınırlı kalmıyor, reklam veren de mevzuat karşısında taraf. Tüketiciler açısından ise pratik sonuç şu: bundan sonra bir gönderinin gerçek bir öneri mi yoksa ücretli bir tanıtım mı olduğunu ayırt etmek, önceye göre daha kolay olmalı - tabii kuralın fiilen ne ölçüde uygulanacağını önümüzdeki aylardaki Reklam Kurulu kararları gösterecek.
Uygulamada dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da yürürlük ile geçmişe etki arasındaki sınır. Yönetmelik 1 Ağustos 2026'dan itibaren yayınlanan yeni içerikler için geçerli; daha önce paylaşılmış ve o tarihten sonra da erişilebilir durumda kalan tanıtım içerikleri bakımından ise mevcut paylaşımların gözden geçirilip gerekiyorsa güncellenmesi, olası bir incelemede ihtiyati bir adım olarak öne çıkıyor. Reklam Kurulu'nun bu yeni hükümler kapsamında ilk kararlarını önümüzdeki aylarda vermesi bekleniyor; bu kararlar, ibarenin “yeterince görünür” sayılması için aranan somut ölçütleri de netleştirecek.
Sonuç olarak, dijital reklamcılık alanındaki bu değişiklik, hem içerik üreticileri hem markalar hem de tüketiciler için yeni bir dönemin başlangıcı niteliğinde. Sosyal medya üzerinden gelir elde eden herkesin, mevcut paylaşım pratiklerini bu yeni yükümlülükler ışığında gözden geçirmesinde fayda var.